20 Haziran 2014 Cuma

Pizza (Pisa) Kulesi

   

Pizza (Pisa) Kulesi,    İtalya'nın kuzeyindeki Pisa şehrinde Piazza dei Miracolide (İtalyanca Mucizeler Meydanı) yer alan ve 1063-1090 yıllarında yapılan şehir katedralinin çan kulesi, ana yapıdan ayrı olarak 1173'te yapılmıştır. Ünlü Pizza Kulesi, bu çan kulesidir.

Kule üst üste bindirilmiş yuvarlak 6 sütun dizisinden meydana gelmiştir. 56 metre yüksekliktedir. Üzerine 294 basamaklı bir merdivenle çıkılır. En üstteki çanların bulunduğu 8. kat silindir biçimindedir.

Pizza Kulesi bitirildiği tarihten itibaren güneye doğru eğilmeye başlamıştır. Bunun sebebi temeldeki yumuşak zemindeki bir çökmedir. Günümüzde, kulenin tepesinden güney yönünde aşağı sarkıtılan bir çekül 4,3 metre açığa inmektedir. Ancak yapının ağırlık merkezinin izdüşümü kendi temel dairesinin içinde kaldığı için kule devrilmemektedir. Kule her yıl milimetrenin onda yedisi kadar (100 yılda 7 cm) eğilmektedir. Kulenin şu andaki eğimi 5,5° kadardır.

Kule, Pisa'nın gücünün ve zenginliğinin bir sembolü olarak Cenova ve Venedik'e rakip olarak yapılmıştır.
Galileo'nun, bütün cisimlerin aynı hızla ve aynı fizik kanununa uyarak düştüklerini farklı ağırlıklardaki iki top güllesini bu kuleden aşağı bırakarak gözlemlediği iddia edilmiştir. Bilginin kaynağı Galileo'nun bir öğrencisi olmasına rağmen bu iddia geniş çevrelerce bir efsane olarak kabul edilir.
Kule 1990-2001 yılları arasında onarım için kapalı tutulmuştur.
Bulunduğu zemindeki çökme nedeniyle yıkılma aşamasına gelen İtalya’nın ünlü Pizza Kulesi, 20 milyon sterlinlik projeyle kurtarıldı. Birkaç yıl içinde yıkılacağı uyarısında bulunulan kule, proje kapsamında yapılan 45 cm’lik bir düzleştirme çalışmasıyla eski haline getirildi.

Dünya Dillerinde Seni Seviyorum Demek


ALMANCA - Ich liebe dich
ARAPÇA - Ana Ba-heb-bak
ARNAVUTÇA - Te dashuroj
BİRMANCA - Chit pa de
BULGARCA - Jbichim te
CAVACA - Kulo tresno
ÇEKCE - Miluju te
DANİMARKACA - Jeg elsker dig
ENDONEZYACA - Saya cinta kamu
ESTONYACA - Mina armastan sind
FARSCA - Asheghetam
FİLİPİNCE - Iniibig Kita
FİNCE - Mina rakastan sinua
FRANSIZCA - Je t'aime
GALCE - Rwy'n dy garu di
GRÖNLANDCA - Asavakit
HAWAİİCE - Aloha I'a Au Oe
HIRVATÇA - LJUBim te
HİNTÇE - Mai Tumhe Pyar Karta Hoon
HOLLANDACA - Ik hou van jou
İBRANİCE - Ani ohev otach
İNGİLİZCE - I love you
İRANCA - Mahn doostaht doh-rahm
İRLANDACA - Taim i'ngra leat
İSPANYOLCA - Te amo
İSVEÇÇE - Jag alskardig
İTALYANCA - Ti amo
İZLANDACA - Eg elska thig
JAPONCA - Ore wa omae ga suki da
KAMBOÇÇA - Bon sro lanh oon
KATALANCA - T'estim molt
KORECE - Tangshin-i cho-a-yo
KORSİKACA - Ti tengu cara
KÜRTÇE - Ez te hezdikhem
LAOCA - Khoi huk chau
LATİNCE - Vos amo
LETONCA - Es milu tevi
LİTVANYACA - Tave Myliu
LÜBNANCA - Bahibak
MACARCA - Szeretlek
MAKEDONCA - Sakam Te
MALAYCA - Saya sayangkan mu
MALEZCE - Saya cinta kamu
MAYACA - Canda munani
NORVEÇÇE - Jeg elsker deg
PAKİSTANCA - Mujhe Tumse Muhabbat Hai
PERSCE - Tora dost daram
POLONYACA - Ja cie kocham
PORTEKİZCE - Amo-te
ROMENCE - Te Ador
RUSCA - Ya vas liubliu
SIRPÇA - Ljubim te
SLOVAKCA - Lubim ta
SLOVENCE - Ljubim te
SRİLANKACA - Mama Oyata Arderyi
SURİYECE - Bhebbek
TAHİTİCE - Ua Here Vau Ia Oe
TAYLANDCA - Phom Rak Khun
TUNUSCA - Ha eh bak
UKRAYNACA - Ja tebe koKHAju
VİETNAMCA - Toi yeu em
YUGOSLAVCA - Ya te volim
YUNANCA - S'ayapo
ZULUCA - Mena Tanda Wena

Dünyanın Yeni 7 Harikası

İsviçre merkezli New7Wonders Vakfı'nın, dünyanın yeni 7 harikasını belirlemek için başlattığı yarışmada, cep telefonu ve internet aracılığıyla yapılan bir oylama sonucunda Dünyanın Yedi Harikası'na alternatif olarak seçilmiştir. Oylama 6 yıl sürmüş ve 7 Temmuz 2007'de (07/07/2007) sona ermiştir

Çin Seddi 
       Yapımına 2 bin 227 yıl önce başlanan ve günümüzde UNESCO tarafından koruma altına alınan dünyanın en uzun abidesi, Pasifik Okyanusu'ndan Orta Asya'ya kadar uzanıyor. 
       Büyük Çin Seddi, mevcut surları birleştirilmiş bir savunma sistemi şeklinde birbirine bağlamak ve Çin'i Moğol saldırılarından korumaya için inşaa edilmişti. İnsan eliyle bugüne dek yapılmış en büyük ve uzaydan görülebilen tek abide olan anıtın yapımında binlerce kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor. 
 
Petra 
      Arab Çölü'nün bir ucunda bulunan Petra, Kral IV. Aretas'ın (M.Ö. 9 M.S. 40) imparatorluğu döneminde Nabataean'ın muhteşem başkenti idi. Su teknolojisi konusunda uzman olan Nabateanslılar, şehirlerini büyük su kanalları ve su hazneleriyle donatmışlardır. 
       Greko-Roman örneklerine uygun olarak tasarlanmış bir amfiteatr 4 bin kişiyi ağırlayacak kapasitededir. Bugün Petra'nın Mezar Sarayı, 42 metrelik Helen sitili El-Deir Manastırı'nın tapınak duvarıyla Orta Doğu kültürünün göz kamaştıran bir örneğini oluşturmaktadır. 


Kurtarıcı İsa Heykeli 
       Heykel 38 metre yüksekliğinde ve Rio de Janeiro şehrine tepeden bakan Corcovado Tepesi'nin üzerine yerleştirilmiştir. Brezilyalı Heito da Silva Costa tarafından tasarlanan ve Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından gerçekleştirilen bu anıt, dünyanın en çok tanınan anıtlarından biridir. Yapımı 5 yıl süren heykel Ekim 1931'de açılmıştır. 
       Yılda 1.8 milyon turisti kollarını açarak karşılayan heykel, şehrin ve Brezilya halkının sıcaklığının sembolü haline gelmiştir. 



Chichen Itza Piramidi 
       Chichen Itza Piramidi (M.Ö. 800 öncesi) Yucatan Yarımadası, Meksika Chichen Itza, Maya medeniyetinin ekonomik ve politik merkezi olarak hizmet vermiş en meşhur Maya tapınak sitesidir. 
       Değişik yapıları Kukulkan piramidi, Chac Mol Tapınağı, Bin Kolonlar Geçidi, Tutukluların Oyun Sahası bugün dahi harikulade bir mimari alan ve mekân düzenleme göstergesi olarak kendini göstermektedir. Piramidin kendisi Maya tapınaklarının en sonuncusu hiç şüphesiz en büyüğüdür. 


Machu Picchu
        Inka İmparatoru Pachacutec 15. yüzyılda Manchu Picchu ("Eski Dağ") olarak bilinen dağda bulutlar içinde bir şehir inşa ettirmiştir. Bu muhteşem yerleşim merkezi And platosundan başlayarak balta girmemiş Amazon ormanlarının Urubamba Nehrine kadar uzanmaktadır. 
       İnkalar tarafından çiçek hastalığı salgınından dolayı terkedilmiştir. İspanyolların İnka İmparatorluğunu ele geçirmelerinden sonra şehir üç yüz yıl boyunca "kayıp" olarak kalmış ve 1911 yılında Hiram Bingham tarafından tekrar bulunmuştur. 




Roma Coliseum'u 
       Roma şehrinin merkezinde bulunan bu muhteşem amfi tiyatro başarılı lejyonerlerin ve Roma İmparatorluğu'nun onuruna inşa edilmiştir. Dizayn tasarımı bugün dahi geçerli olan bir anıttır ve yapılışından 2 bin yıl sonra modern stadyumlar Coliseum'un orijinal tasarımından etkilenmektedir. 
       Bugün, filmler ve tarih kitaplar vasıtasıyla bu arenada seyircilerin beğenisine sunulan acımasız dövüşler ve oyunlar hakkında daha fazla bilgi sahibiyiz. 



Tac Mahal
       Bu çok büyük anıt cami beşinci Müslüman Moğol İmparatoru, Jahan Şahın emir üzerine, vefat eden çok sevdiği karısının hatırasına ve onuruna inşa edilmiştir. Her yıl yaklaşık 3 milyon ziyaretçinin gezdiği beyaz mermerden yapılan saray, duvarlarla çevrili bahçelerin içinde yer almaktadır. 
       Tac Mahal Hindistan'da Müslüman sanatının en mükemmel bir mücevheri olarak kabul edilmektedir. Daha sonra İmparatorun burada hapsedildiği ve Tac Mahal'i koğuşunun sadece küçük bir penceresinden gördüğü söylenmektedir.

19 Haziran 2014 Perşembe

Zeus Heykeli


http://www.resimlerleturkiye.com/?pnum=820&pt=D%C3%BCnya%27n%C4%B1n+Yedi+Harikas%C4%B1+Resimleri


Zeus Heykeli
M.Ö. 450'li yıllarda olimpiyatların başlaması şerefine tanrıların kralı Zeus'u simgeleyen dev bir heykel yapılmıştır. Olimpia'da, Pantenon tapınağı içine ahşap, fil dişi, altın ve metal parçaları kullanılarak yapılan bu heykelin yüksekliği 12 metreyi aşıyordu ancak günümüzde dahi en önemli yapılarından biri olabilecek bu devasa heykel büyük bir yangın sonucu yok olmuştur. 

Dünyanın 7 Harikası Resimleri


18 Haziran 2014 Çarşamba

Artemis Tapınağı

 

Artemis Tapınağı

Diana Tapınağı adıylada bilinen Artemis Tapınağı; Bereket Tanrısı Artemis için Milattan önce 550 yıllarında İzmir kentine 50 km. uzaklıkta bulunan Efes kentinde yapımı tamamlanmış, dünyanın yedi harikasından biri sayılan tapınağın adıdır. Tapınak Lidya Kralı Kroisos tarafından başlatılmış 120 senelik bir projenin eseridir. Artemis Tapınağı içinde birçok sanat eseri vardı. Ünlü Yunan heykeltıraşlar Polyclitus, Pheidias, Cresilas, ve Phradmon tarafından yapılmış heykellerle, tablolarla ve altın ve gümüşle bezenmiş kolonlarla donatılmıştı.
Sanatçılar en güzel heykeli yaratmak için birbirleri ile yarışırlardı. Bu heykellerin büyük bir çoğunluğu Efes şehrini kurduğu söylenen Amazonlar'ın heykelleridir.  Dünyanın yedi harikasından biri sayılan tapınaktan geriye bugün sadece bir iki mermer parçası kalmıştır. Artemis Tapınağının önemli bir kısmı Londra'daki British Museum'da sergilenmektedir.

Artemis Tapınağının Önemi

Dönemİn en büyük mermer taş yapısı olan ve Tanrıça Artemis'e ithaf edilen tapınak, Lidya Kralı Kroisos tarafından başlatıldı. 120 yıllık bir projenin eseri olan Artemis Tapınağı, M.Ö. 550 yıllarında tamamlandı.Yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlandı, dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından bronz heykellerle süslendi.
Pazaryeri ve aynı zamanda dini müessese olarak kullanılan Artemis Tapınağı, M.Ö. 356'da, adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus tarafından yakıldı, aynı büyüklükte ancak 3 metre yüksek olarak yeniden inşa edildi. Yapı, 262'de Gotlar tarafından yıkıldı, bir daha onarılmadı.

Artemis Tapınağının Özellikleri

1. Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir.
2. Dönemin en yetenekli heykeltıraşlarının yaptığı bronz ve mermer heykellerle doluymuş.
3. 90 metre yükseklikte ve 45 metre genişlikte devasa bir yapıymış.
4. Tapınakta 100 kadar sütun varmış.
5. Artemis Tapınağının İçi tapınak, dışı çarşı olarak kullanılıyormuş.

Artemis Tapınağı Nerededir?

Artemis Tapınağı, Türkiye'deki antik kent Selçuk İzmir'de bulunmaktadır.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Çiçek Listesi ,Çiçek Anlamları

Çiçek Anlamları
AÇELYA : Nefse hakimiyet.
AÇELYA HİNT : "Gerçek şu ki, herşey bitti!"
ADAÇAYI Eşler arasında "Biz iyi bir aileyiz" mesajıdır.
AKASYA (PEMBE VEYA KIRMIZI): Güzellik, zerafet ve incelik; "Seni beğeniyorum."
AKASYA (BEYAZ): Dostluk; "Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça..."
AKASYA (SARI): Platonik aşk, isimsiz aşık..
ANANAS: "Sen kusursuz birisin!"
ARDIÇ: "Seni koruyacağım!"
AYÇİÇEĞİ (ÇİÇEK OLARAK) "Sana tapıyorum!"
BADEM "Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum."
BİBERİYE : Anma
ÇAN ÇİÇEĞİ: "Aşkımıza sadakatle bağlıyım!"
ÇİNGÜLÜ: "Zarif ve çok güzelsin!"
ÇUHA ÇİÇEĞİ: "Çok güzelsin."
DEFNE: Terfi eden kişilere gönderilir; "şan, ün, görkem" anlamı taşır.
EĞRELTİ OTU: Samimiyet.
ELMA: "İtiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor; ya senin?"
ERİK: "Sözüme sadık kalacağım."
FESLEĞEN: İyi dilekte bulunmak için.
FULYA: "Sevgilim, geri dön!"
GARDENYA: "Beni unutma; gerçek aşkımsın..."
GELİN EL ÇİÇEĞİ: "Mutlu olabiliriz."
GÜL: Sevgiyi ifade eder.
GÜL (PEMBE): "Arkadaşımsın."
GÜL (KIRMIZI): "Seni seviyorum; ihtirasla bağlıyım sana!"
GÜL (KIRMIZI & BEYAZ): Birliktelik isteği.
GÜL GONCASI (KIRMIZI): "Genç ve güzelsin."
HANIMELİ: "Sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek."
HERCAİ MENEKŞE: "Beynimi işgal ediyorsun; ama ben bu durumdan şikayetçi değilim..."
IHLAMUR: Evli çiftler için "Seni seviyorum" anlamı taşır.
İSPANYOL YASEMİNİ: "Bence, sen çok seksi ve şehvetlisin!"
KAKTÜS İçtenlik; "Aşkımız için zorluklara katlanmalıyız!" KAMELYA "Kusursuz bir aşıksın!"
KARANFİL Kişinin kendine olan öz saygısını ve güzelliği ifade eder.
KARAÇALI "Dostluğumuz uzun ömürlü olsun!"
KARANFİL (KOYU KIRMIZI) "Kalbimi kırdın!"
KARANFİL (PEMBE) "Seni unutmayacağım..."
KARANFİL (KIRÇILLI) "Üzgünüm, ama bitmek zorunda..."
KARANFİL (SARI) "Beni hayal kırıklığına uğrattın!"
KREZENTEM (BEYAZ) "Bana gerçeği söyle!"
LALE Aşkı ifade eder.
LALE (KIRMIZI) "Aşkımı itiraf etmek istiyorum!"
LALE (ALACALI) "Gözlerin çok güzel."
LALE (SARI) Umutsuz aşkı ifade eder.
LEYLAK (MOR) "Sana ilk görüşte aşık oldum!"
LEYLAK (BEYAZ) "Hoş ve namuslu birisin."
MENEKŞE Alçakgönüllüğü ifade eder.
MENEKŞE (MAVİ) "Sana sadık kalacağım."
MENEKŞE (MOR) "Düşüncelerimi zaptettin!"
MELEKOTU "İlham kaynağımsın."
MERSİNAĞACI "Çok mutluyum, çünkü seni seviyorum!"
MİMOZA "Fazla alıngansın!"
NANE "Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum."
NERGİS "Saygılarımla..."
ORKİDE "Aşkım, sen çok güzelsin, sen çok özelsin!"
ÖKSEKOTU "Sorunların üstesinden geleceğim."
PAPATYA Temiz bir kalbin simgesi.
PAPATYA (BAHÇE) "Fikirlerini paylaşıyorum."
PELESENK Sabırsızlık; "Aşkım, daha fazla bekletme!"
PETUNYA "Umudunu yitirme!"
PORTAKAL Karşılıklı aşk; "Ben de seni seviyorum."
REZENE Övgüye değer.
SARDUNYA "İçin rahat olsun, her zaman yanındayım!"
SARMAŞIK "Aşkıma sadığım!"
SEDİR YAPRAĞI "Senin için yaşıyorum."
SÜSEN ÇİÇEĞİ "Sana bir haberim var!"
SÜSEN ÇİÇEĞİ (SARI) İhtiraslı bir aşk.
YASEMİN "Güzel ve çekicisin."
YENİBAHAR "Acını paylaşıyorum."
ZAMBAK (SARI) "Seni neşeli ve nazik (çekici) buluyorum!"

Beyaz Gül Masumiyet
Kırmızı Gül Aşk
Pembe Gül Gönlüm Sende
Sarı Gül Sıcak Sevgi
Beyaz Karanfil Temizlik, Saflık
Kırmızı Karanfil Sevgi
Sarı Karanfil Hüzün
Pembe Karanfil İçtenlik
Anemon Gençlik
Beyaz Glayöl Dostluk
Kırmızı Glayöl İstek
Pembe Glayöl Zerafet
Sarı Glayöl Kıskançlık
Mor Glayöl İnanç
Orkide Mağrur, Gururlu
Starliçya Sıcak Sevgi
Ağlayan Gelin İsyan
Nilüfer Gelecek Yenileme
Beyaz Lale Saflık, Temizlik
Kırmızı Lale Seni Seviyorum
Pembe Lale Anlayış
Sarı Lale Gerginlik
Menekşe Alçak Gönüllü
İris Hatıra, Zerafet
Kamelya Mağrur
Lilium Güven
Gerbera İyimser
Frezya Suçsuzluk
Beyaz Krizantem Sadakat
Kırmızı Krizantem Sessiz İstek
Mor Krizantem Burukluk
Mersedes Gülü Melonkoli
Fulya Unutma
Altın Kadeh Umut
Menekşe Ketum Aşk
Kış Gülü Temizlenmiş Aşk
Gelincik Mazlum Aşk
Sıklamen Aşk Haberi
Papatya Uysal Aşk
Mor Leylak Sana İlk Görüşte Aşık Oldum
Beyaz Leylak Hoş ve Namuslu Birisin
Mimoza Fazla Alıngansın
Yasemin Güzel ve Çekicisin etkileyicisin
Sarı Zambak Seni Neşeli ve Nazik Buluyorum
Zeytin Barışalım barış


Renklere Göre Çiçeklerin Anlamları

Pembe Şevkat merhamet
Beyaz Saflık, Temizlik
Mavi Yumuşak Başlılık iyi huylu
Yeşil Ümit ve İstikbal gelecek
Mor Dul
Altın Sarısı Sevinç, Bolluk bereket
Kırmızı Aşk Sevgi
Kahverengi Geçmiş
Siyah Üzüntü keder
Gri Melankoli

15 Haziran 2014 Pazar

Hoca Ahmed Yesevi Kimdir?

 
Hoca Ahmed Yesevi Kimdir?
Ahmet Yesevi...  Türklerin manevî hayatına asırlarca hükmeden, Türk halk sufilik geleneğinin kurucusu; Arslan Baba’dan teslim aldığı emaneti, insanlara “hikmet”leri aracılığı ile damla damla özümseten; kutsal emaneti Horasan Erenleriyle dünyanın dört bucağına ulaştıran; Türk diliyle yazdığı hikmetleriyle dilimizin gelişmesi ve zenginleşmesine büyük katkısı olan, “Pîr-i Türkistan”, Büyük Veli, öncü şair...

Ahmet Yesevi’nin hayatı hakkında bilinenler menkıbelere dayanmaktadır. Eldeki bilgilere göre, Çimkent şehrine bağlı Sayram kasabasında, bazı kaynaklara göre ise bugünkü adı Türkistan olan Yesi’de doğmuştur.  Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1093 yılında doğduğu, 73 yıl yaşadığı ve 1166 yılında vefat ettiği kabul edilmektedir.

Babası Sayram’ın meşhur mutasavvıflarından olan İbrahim Ata (İbrahim Şeyh), annesi ise Sayramlı Musa Şeyhin kızı Ayşe Hatun’dur. Yedi yaşındayken annesini, ardından babasını kaybetmiş ve ablası Gevher fiehnaz tarafından büyütülmüştür.

İlk eğitimini babasından alan Yesili Ahmet, manevî eğitimini Yesi’de devrin meşhur mutasavvıfı Arslan Baba’dan almıştır. Daha sonra Buhara’ya giderek Yusuf Hemedani’nin yanında manevi eğitimini tamamlamış ve onun ölümü üzerine 1160’da halife olmuştur.  Bir süre sonra da Yesi’ye dönerek, hayatının kalan kısmını insanları irşatla geçirmiştir.

Altmış üç yaşına geldiğinde tekkesinin avlusuna yaptırdığı çilehaneye girmiş ve ömrünü burada tamamlamıştır. Türbesi, Türkistan şehrindedir.

Yahya Kemal, Ahmet Yesevi’nin Türk tarihi bakımından önemini; “fiu Ahmet Yesevi kim, bir araştırın, göreceksiniz, bizim milliyetimizi asıl onda bulacaksınız.” sözleriyle ifade eder.

Tasavvufi Türk halk şiirinin öncüsü olan Ahmet Yesevi, düşüncelerini yayabilmek için millî nazım şekli olan dörtlüklerle, hece vezninde, yalın bir Türkçeyle şiirler yazmıştır. “Hikmet” adı verilen ve Divan-ı Hikmet adıyla bir kitapta toplanan şiirler, ‹slamiyetin Türkler arasında yayılmasında büyük rol oynamıştır.

14 Haziran 2014 Cumartesi

Babil'in Asma Bahçeleri


Babil'in Asma Bahçeleri

M.Ö. 450'li yıllarda tarihçi Herodot "Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar." demiştir. Herodot, şehrin dış
duvarlarının  80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk'a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu.

Babil, M.Ö. 605'den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır.

Bahçeler Nebuchadnezzar'ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis'i neşelendirmek için yapılmıştı. Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya'nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.

Yunanlı coğrafyacı Strabo'nun M.Ö. birinci yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.

Yunanlı tarihçi Diodorus'a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi.

Ninova'daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlere göre Babil'de 53'ü büyük, 650'si küçük olan toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı. Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu. Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı.

İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir,özellikle Pers Kralı Keyhüsrev'in Babil'i fethetmesinden sonra sönmeye başlamış, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir.

12 Haziran 2014 Perşembe

KEOPS PİRAMİDİ



KEOPS PİRAMİDİ

Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısır'daki Keops Piramididir. Mısır'ın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır.
Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır.
Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısır'ın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keops'un mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keops'un kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefren'e aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500'lü yıllarda hüküm süren Mikerinos'a aittir.
Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır. 
Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır.
Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.
Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür. Bu muazzam mezar, üç ayda bir toplanan 100.000 esirin çalışmasıyla 30 yılda tamamlanmıştır. Daha sonra da Keops'un ve eşinin mumyalanmış cesetleri bu mezara yerleştirilmiştir.

Dünyanın 7 Harikası

 

Dünyanın 7 Harikası

Dünyanın 7 Harikası, tamamen insan ürünü olan, Antik Dönem'de yapılmış belirli eserlere verilen isimdir. İlk kez Heredot tarafından belirlenen bu yapılar dönemine göre olağanüstü eserlerdir ve günümüzde dahi hala etkileyiciliğini yitirmemişlerdir. Şu an içlerinden sadece Keops Piramidi hala var olsa da diğerleri doğal afetler, savaş, yangın gibi sebeplerden dolayı günümüze kadar gelememişlerdir.

Yapılış tarihlerine göre kronolojik olarak Keops Piramidi, Babil'in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri, Kral Mousollos'un Mezarı, Artemis Tapınağı olarak sıralanabilir. 

Keops Piramidi: Kahire'nin Giza bölgesinde yer alan Giza Piramitleri arasında en büyüğü ve  Dünyanın 7 Harikasından biri olmayı başaran tek piramittir. M.Ö. 2500'lü yıllarda Mısır Firavunu Khufu adına inşa edilmiştir ve bu nedenle Khufu Piramidi olarak da bilinir.  Uzunluğu 137 metre iken, genişliği 922 metredir. Nasıl yapıldığı ile ilgili çeşitli ipuçları olsa da bu sorunun cevabı tam olarak bilinmemektedir. Piramidin iç kısmında kral ve kraliçe odası, dehlizler,  havalandırma kanalları ve yer altı odası bulunur. Ayrıca Dünyanın Yedi Harikası arasında inşa edilen ilk yapı olmasına rağmen aynı zamanda hala var olan tek yapıdır.
Babil'in Asma Bahçeleri: Bugün Eski Babil şehrinin bulunduğu alanda M.Ö. 7. yüzyılda Babil Kralı Nebukadnezar tarafından eşi Semiramis için yaptırdığı düşünülen bir yapıdır. Eşi düz ve kurak olan çöl ortamından sıkılıp, yeşillik ve suyun olduğu yerlere özlem duyduğu için Kral yapay küçük tepelerden, katlı bahçelerden ve göletlerden oluşan Asma Bahçeleri'ni inşa ettirmişti fakat bu bahçelerin olup, olmadığıyla alakalı herhangi bir kesin kanıta ya da arkeolojik buluntuya rastlanmamış, sadece yazıtlarda geçen ifadelerden yola çıkılarak varlığından haberdar olunmuştur. 
Artemis Tapınağı: Diana Heykeli olarak da bilinen ve Tanrıça Artemis adına M.Ö. 550 yıllarında Efes'de yapılan bu ihtişamlı eserden artık sadece birkaç parça mermer kalmıştır. Varlığını sürdürdüğü süre boyunca dini müessese ve pazar yeri olarak kullanılmıştır. 
Zeus Heykeli: M.Ö. 450'li yıllarda olimpiyatların başlaması şerefine tanrıların kralı Zeus'u simgeleyen dev bir heykel yapılmıştır. Olimpia'da, Pantenon tapınağı içine ahşap, fil dişi, altın ve metal parçaları kullanılarak yapılan bu heykelin yüksekliği 12 metreyi aşıyordu ancak günümüzde dahi en önemli yapılarından biri olabilecek bu devasa heykel büyük bir yangın sonucu yok olmuştur. 

Rodos Heykeli: M.Ö. 282 yılında tamamlanan, taş ve demirlerle yapılan 32 metre yüksekliğinde Rodos halkının beraberliğini ve Güney Tanrısı Helios'u simgelemesi amacıyla inşa edilen Rodos Heykeli sadece 56 yıl varlığını sürdürebilmiş bölgede oluşan bir deprem sonucunda yıkılarak yıllarca harabe şeklinde kalmıştır. Daha sonrasında ise bu yıkıntılar Suriyeli bir Yahudi'ye satılmıştır. 

İskenderiye Feneri: Mısır'ın İskenderiye şehrinin kıyısında yer alan Pharos Adası'na inşa edilen bu fener denizcilere yol göstermesi amacıyla yapılmıştır ve 166 metre olan yüksekliğiyle dünya üzerinde yapılmış en uzun fenerdir. Üst kısmındaki aynaların önünde ateş yakılır bu şekilde çok uzak noktalardaki denizcilerin bile ışığı görmesi sağlanırdı fakat ardı ardına gelen depremler önce tepe kısmına sonrasında ise gövde kısmına zarar vermiştir ve nihayetinde tamamen yıkılarak malzemeleri farklı amaçlar için kullanılmıştır. 

Kral Mausollos'un Mezarı: Halikarnas Mozolesi olarak da anılan bu yapı Kral Mausollos'un karısı ve kız kardeşi tarafından onun adına yaptırılmış görkemli bir mezardır. Tamamlanma tarihi M.Ö. 350 yılı olan, Bodrum civarında yapıldığı düşünülen mezarın toplam uzunluğu 45 metre idi ve piramidi andıran katlı merdivenler şeklinde bir yapıda olan mezar dört bir tarafında da farklı heykeltıraşlar tarafından yapılmış insan ve hayvan heykellerine sahipti. O döneme kadar sadece tanrıların heykelleri yapılırdı ve ilk kez diğer canlıların heykellerinin yapılması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Haçlı Seferleri esnasında yıkılmış, malzemeleri Bodrum Kalesi olarak bilinen farklı bir yapı için kullanılmıştır. 



10 Haziran 2014 Salı

Pusula nedir? Pusula nasıl çalışır?





Pusula nedir? Pusula nasıl çalışır?

Pusula, yön gösteren, kerteriz alıp mevki bulmaya yardım eden mıknatıslı veya cayro ile çalışan seyir aleti, ya da ortasında bir mil üzerinde serbestçe duran ve uçları yerin manyetik kutuplarına yönelerek kuzey doğrultusunu anlamaya yarayan mıknatıslanmış bir iğne yerleştirilmiş, manyetik olmayan bir maddeden yapılmış kutu olarak da tanımlanabilir.

Pusula, İtalyanca bir kelime olan Bussola kelimesinden Türkçe'ye girmiştir.

Bir pusula aslında yer manyetik alanının doğrultusunu gözlemlemekte kullanılan mıknatıslaşmış bir iğneden başka bir şey değildir. Temel organı hareketli bir mıknatıstan oluşan ölçü aygıtları da bu adla anılır.


Pusulanın çalışma prensibi


Pusulanın en önemli parçası olan ve bir manyetik alan içerisinde bulunan pusula iğnesi serbestçe hareket edebilecek şekilde pusula gövdesine monte edilmiştir. Pusula iğnesi serbest kaldığında her zaman aynı yönü gösterir. İğnenin sabit olarak aynı yönü göstermesi yeryüzünde iğneyi çeken bir gücün olmasından kaynaklanmaktadır. Yeryüzü bir ucu kuzeye, diğer ucu güneye uzanan devasa bir mıknatıs gibidir. Dünyanın manyetikliği, pusula iğnesinin manyetik kuzeye (manyetik alanın kuzey kutbuna) doğru dönmesine neden olur.

Pusulayı ilk kim icat etmiştir?

Pusulayı MS 100 yılında Çinliler icat etti. Manyetik bir ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği prensibinden hareketle pusulanın keşfi gerçekleşti. Telgrafı icat eden: William Cooke ve Charles Wheatstone adlı iki İngiliz1837 yılında , teller üzerinden elektrik akımı göndererek mesaj iletmeyi başardılar. Böylece ilk elektrikli telgraf makinesı ortaya çıktı. Elektrik akımı, alıcı cihazın kadranındaki bir dizi iğneyi hareket ettirerek ulaştırılacak mesajın ekranda belirmesine yardımcı oluyordu.

Mors Alfabesini bulan: 1843' te Samuel Morse, telgraf mesajlarında nokta ve çizgilerden oluşan ünlü Mors Alfabesi' ni geliştirdi. Morse, Baltimore' den Washington' a uzanan 60 km' lik bir telgraf hattı kurarak, hattı başkanlık seçimleriyle ilgili haberleri iletmek için kullandı.


Pusulanın özellikleri


Dönebilen mıknatıssal iğne, kuzeyi gösteren ucu kolay görülmesi için diğerinden farklı (örneğin kırmızı) renkte olur.
İçi sıvı ile dolu olan döner kapsül ve pusula iğnesi bulunur. Kapsülün görevi pusula iğnesindeki titreşimleri azaltarak daha doğru sonuç elde etmeyi sağlamaktır.
Kapsül çevresindeki bilezik, üzerinde 0-360 arasında dereceler işaretlenir.
Pusula iğnesinin altında yön oku ve yön okuna paralel olan meridyen çizgileri bulunur ve bunlar kapsül ile birlikte dönerler. Referans çizgisi ve açı değerleri yön oku ve meridyen çizgilerinin bulunduğu düzlemden okunur.

Tabanın şeklinin dikdörtgen ve şeffaf olması, döner kapsül altında gidilecek yeri gösteren okun bulunması ve pusulanın kenarının uzun olması kullanım açısından kolaylık sağlar.
Çevresindeki hesaplama cetvelinde metrik ve inç olarak işaretlenmiş sınırlı cetvel ile birim çevirmelerine kolaylık sağlayarak kısa mesafe ölçümlerini de kolaylaştırır.
Pusula kullanılarak sadece kuzey yönü değil diğer anayönler ve arayönler de bulunabilir.

3D TV'ler Nasıl Çalışır?

3D TV'ler Nasıl Çalışır?
Tüm 3D görüntü sistemleri her bir göze ayrı görüntüler gönderme prensibiyle çalışır. Böylece bir cismi birden fazla açıdan görüyormuş izlenimine kapılırız. Temelde 3D görüntüler beynimizin bize oynadığı bir oyundan ibarettir.
3D görüntülerde kullanılan birden fazla yöntem ve buna bağlı olarak gözlük tipi var. Bunların en basiti bir tarafı mavi, diğer tarafı ise kırmızı olan gözlükler. Bunlar iki göze farklı renk filtresi getirerek derinlik hissi oluşturur fakat bunlar ile ekrandaki görüntülerin rengi tam olarak yansıtılamaz.
Active Shutter
3D TV'lerde kullanılan gözlüklere ise "active shutter" deniliyor. Televizyonda bulunan bir kızılötesi verici gözlüğün iki tarafındaki filtreleri belli aralıklarla açıp kapatır. Bu efekt de ekrandaki görüntünün üç boyutlu olarak gözükmesini sağlıyor.
Sinemalarda kullanılan teknoloji ise 3D TV'lerden farklı. Film projektöründe bulunan bir filtre sayesinde görüntülerin göze farklı anlarda gelmesi sağlanıyor. 3D TV'lerde kullanılan teknoloji farklı olduğu için, sinemalardaki gözlükleri bu cihazlarla kullanmak mümkün değil.

8 Haziran 2014 Pazar

FUZÛLİ KİMDİR ?

Fuzulinin Hayatı


Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir.

Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. Daha sonraki öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte; eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Su Kasidesi'nin 2. beytinde; "Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem" "Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" diyerek astronomi bilgisinin de iyi olduğunu ortaya koymuştur. Türkçe Divanı'nın önsözünde şöyle demiştir:

"İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir"

Azerice, Arapça ve Farsça divan şiirlerini yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.

Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, Ehl-i Beyt'e duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. "Leyla ve Mecnun" mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir.

İran şiirinden Hâfız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemâle erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir. Onun, Kerbela'da 1556 yılında içinde yaygın olan salgın bir hastalık sonucunda, veba veya kolera'dan öldüğü tahmin edilir. Fazilet (erdem) kelimesinin kökü olan "FUZUL" kelimesinden türeyen -fazilet sahibi -erdemli manasında fuzuli mahlasını kullanmıştır.

Fuzulinin Eserleri


Hadikatü’s-Süeda (1837, Kerbela olayını anlatan düzyazı)
Türkçe Divan (1838, 1958)
Sıhhat u Maraz (1940, tıp bilgileri)
Enis’ül-Kalb (1944)
Fuzûlî’nin Mektupları (1948)
Terceme-i Hadis-i Erbain (1951)
Leyla vü Mecnun (3 bin 96 beyitlik mesnevî)
Rind ü Zahid (1956)
Beng ü Bade (1956, 444 beyitlik Türkçe mesnevî)
Arapça Divan (1958)
Matlau’l İtikad (1962)
Heft Cam (tasavvuf içerikli, 327 beyitlik Farsça mesnevî)
Sakinâme(tasavvuf içerikli mesnevîsidir)
Şikayetnãme(nesir türündedir)

Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri, Cezeri Kimdir?


Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri, Cezeri Kimdir?  (1136 - 1206)
Bu bilim adamı çağımızdan yüzlerce yıl önce keskin zekası ile elektrik kullanmadan sadece su ve mekanik parçalarla çalışan makineler yapmış ve günlük hayata geçirmişti. Adı Cizreli Eb-ül-İz olan bu mucit bundan 800 küsur yıl önce 1100–1200 yıllarında yaşadı. Dolayısıyla Eb-Ül-İz bütün icatlarını Leonardo’dan tam 150 yıl önce yapmış ve kitaplaştırmış.

Selçuk Türkleri zamanından bahsediyoruz. Bu inanılmaz öykünün tek kanıtı yüzyıllara dayanmış ve müthiş icatların resimleriyle dolu orijinal kitabın el yazması kopyaları. Her zamanki gibi biz kendi bilim adamımızı tanımazken yurtdışında bilimsel kürsülerde ve tüm bilgisayar / sibernetik kitaplarında su mekaniği referanslarda yer alıyor. Tarih bize neler söylüyor? Artukoğulları Güneydoğu Anadolu'yu fethederler. Şimdiki Mardin , Cizre’de buluşlar yapan Abdülaziz İsmail bin Razzaz başkent Diyarbakır’a çağrılır. Yirmi beş yıl boyunca üretir ve üretir. Hükümdarların büyük takdirini toplar ve hükümdar (Eb’ül Feth Mahmut İbn-i Mahmet İbn-i Karaaslan . Ne uzun isim değil mi?-) tarafından bu kitabı yazmakla görevlendirilir. Verimli hayatının büyük başarılarına karşın son derece alçakgönüllü bir üslubu olan Eb-ül-iz 1183 yılında başlayıp 25 yıl süren icatlar katalogunu o zamanlar resmi dil olan Arapça ile yazar.
Cezeri, bilim ve teknoloji tarihinde yaptığı olağanüstü buluşlarla ve otomatlarla tanınmaktadır. Bu konuda yazmış olduğu Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar adlı eseri bu alanda yazılmış en ünlü ve en mükemmel kitaptır. Bu kitabın giriş bölümünde kitabı kaleme alış nedenini şöyle anlatır: "Bir gün Sultanın huzurundaydım ve yapmamı emrettiği şeyi getirmiştim... Ne düşündüğümü anladı… Bana şöyle dedi, 'eşsiz araçlar yapmış, onları gücünle işler duruma getirmişsin. Seni yoran ve kusursuz biçimde inşa ettiğin bu şeyler kaybolup gitmesin. Benim için icat ettiğin bu araçları bir araya toplayan ve her birinden ve resimlerinden seçmeleri kapsayan bir kitap yazmanı istiyorum. Onun önerilerini kabul ettim… Gerekli çalışmayı yapmak üzere gücümü topladım ve bu kitabı kaleme aldım."
Cezeri, kitabında 50 aracın ayrıntılı tasarımını verir. Bu araçların 6'sı su saati, 4'ü mumlu saat, 6'sı ibrik, 7'si eğlence amaçlı kullanılan çeşitli otomatlar, 3'ü abdest almak için kullanılan otomat, 4'si kan alma teknesi, 6'sı fıskiye, 4'ü kendinden ses çıkaran araç, 5'i suyu yukarı çıkartan araç, 2'si kilit, 1'i açıölçer, 1'i kayık su saati ve Amid kentinin kapısıdır.

Bu araçlar hava, boşluk ve denge prensipleri ile çalışıyordu. Hava ve atmosferin özellikleri çok eskiden beri insanların ilgisini çekmiş ve yapılan çalışmalar sonucunda ulaşılan kuramsal bilgiler sayesinde olağanüstü araçlar üretilmiştir. Mekanik araçların inşasında hava ve boşluk kadar, denge de temel prensipler¬den birini oluşturmuştur. Bu prensipler M.Ö. 3. yüzyıldan beri bilinmekteydi. Yunan Dünyası’nda hava, boşluk ve denge prensipleri üzerine Ctesibios (M.Ö. 3. yüzyıl), Philon (M.Ö. 2. yüzyıl) ve Heron (M.Ö. 1. yüzyıl) tarafından çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda da çeşitli araçlar geliştirilmiştir. Bunların arasında Archimedes (M.Ö. 287–212)’i de saymak gerekir. Ancak Cezeri sayesinde hava, boşluk ve denge konusuna ilişkin kuramsal ve pratik bilgiler doruk noktasına ulaşmıştır. O bu araçları geliştirmekle kalmadı, bu araçlarda kullanılan özel parçaları da çok daha dakik ve hassas hâle getirdi. Örneğin; bu tip araçlarda kullanılmak üzere çok hassas kefeler hazırladı. Cezeri'nin yaptığı kefe, ortası geniş, kenarlarına doğru darlaşan, bir yarım kayık kap şeklindeydi. Alt kenarı yakınına açılmış iki delikten bir mil geçiyor ve kefe bu milin üzerinde hareket ediyordu. Kefenin arkası, su ile doldurulduğunda dengede kalacak biçimde ağırlaştırılmıştı. Eğer kaba kapasitesinden bir damla daha fazla
su ilave edilirse ucu öne doğru eğiliyor ve boşaldıktan sonra denge konumuna geliyordu. Bu derece hassas kefeleri ilk defa Cezeri yapmıştır.
Cezeri’nin yaptığı araçlar arasında,
Fil Su Saati, Tavus Kuşlu İbrik, Mumlu Saatler, Abdest Almak İçin Otomatlar, Fıskiyeler, Suyu Yukarı çıkaran araçlar bulunmaktadır.

3 Haziran 2014 Salı

Dede Korkut Kimdir

 

Dede Korkut Hayatı ve Hikayeleri

Türklerin yaşayışlarını, örf ve adetlerini, geleneklerini, sosyal ve kültürel hayatını, Türklerin tüm yaşantısını günümüze kadar getiren onu masal ve hikayelerinde işleyerek bugünlere kadar ulaştıran Büyük Türk atasıdır Dede Korkut. Hayatı hakkındaki bilgiler yok denecek kadar azdır. Doğumu ve yaşadığı yer hakkındaki bilgiler kesin kaynaklara dayanmamaktadır.
Hayatı hakkındaki bilgiler, rivayetlere dayalıdır. Kimi araştırmacılara göre Hz. Peygamber zamanında yaşamıştır, kimileri ise Uzun Hasan döneminde yaşadığını söyler. Bazı araştırmalara göre ise Dede Korkut Oğuz döneminde yaşamıştır. Bu döneme ait olan on iki Dede Korkut hikayesi bu savın doğruluğunu kanıtlar niteliktedir. Pertev Naili Boratav kaleme aldığı İslam Ansiklopedisi’nde Dede Korkut Hikâyelerinin on beşinci yüzyıla kadar sözlü olarak geldiğini, bu yüzyıldan sonra ise Akkoyunlular tarafından yazıya geçirildiğini söylemektedir.
Dede Korkut hikayeleri Oğuz Türklerinin hayatı, günlük yaşayışı hakkında bilgi vermektedir. Ancak Akkoyunlular bu hikayeleri yazıya geçirirken hikayelerin motiflerinde kendi gelenek ve göreneklerine göre de değişiklik yapmışlardır. On iki hikayeden oluşan eserin tüm hikayelerinde Dede Korkut ortaya çıkar. Hikayenin sonunda ortaya çıkan Dede Korkut boy boylayıp, soy soylar, dua eder.
Bayburt ili; Türklerin Anadolu’da yerleştikleri en eski yerleşim yerlerindendir. Sosyologlar Bayburt’u gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde ikinci dereceden önemli bir kültür merkezi olarak nitelendirmektedirler. Bayburt, ünü sınırlarımızın dışına taşan pek çok bilim ve sanat adamı yetiştirmiştir. Türk dünyasının ortak kültür hazinelerinin en büyüklerinden biri olan Dede Korkut’ uda bunlardan saymak mümkündür.
 Dede Korkut, bütün Türk dünyasında kabul görmüş – Tarihi ve Efsanevi – ortak ulularımızın en önemlilerindendir. Prof. Dr. M. Fuat KÖPRÜLÜ, Dede Korkut için ; “Terazinin bir Kefesine Türk Edebiyatının tümünü, diğer kefesine de Dede Korkut’ u koysanız yine de Dede Korkut ağır basar” demektedir.
 Dede Korkut hikayeleri Bayburt’ta canlılığını korumaktadır. Türkiye Türkçe’sinde anlatılan hikayelerden Beğ Böğrek (Bamsi Beyrek) in en çok varyantı Bayburt’ ta tespit edilmiştir. Hikayelerde Bayburt , “Parasarın Bayburt Hisarı” adıyla geçmektedir. Beğ Böyrek’ in mezarı Bayburt Kalesindeki “Zindan”’ ın tam karşısındaki Duduzar Tepesindedir.
 Dede Korkut’ un mezarı Masat Köyündedir.

On İki Dede Korkut Hikayesi
—Derse Han oğlu Boğaç
2—Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması
3—Bay Büre Beğ Oğlu Bamsi Beyrek
4—Kazan Oğlu Uruz’un Tutsak Olması
5—Deli Dumrul
6—Kazılık Koca Oğlu Yeğenek
7—Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı
8—Tepe-Göz
9—Beğil Oğlu İmren
10—Uşun Koca Oğlu Zegrek
11—Salur Kazan’ın Tutsak Olması
12—İç-Oğuza, Taş-Oğuzun Başkaldırması

1 Haziran 2014 Pazar

Şeyh Sâdi Şîrâzî Kimdir?

Şeyh Sadi'nin Şiraz'daki türbesi

   Sâdi Şirâzî İslâm âlimlerinden ve büyük velilerdendir.Asıl adı Müslihüddin
   Şeyh Sâdi'dir.1193(H.589) de Şirâz'da doğdu.1292(691) de orada vefat etti.
   Abdülkadir Geylâni Hazret'lerinin halifesinin talebesidir.Onun derslerinde
   yetişerek kemâle geldi.Ömrü ilim öğrenmekle,talebe yetiştirmek ve insanlara
   doğru yolu göstermekle geçti.
       Moğol ve Haçlılarla yapılan savaşlara katılıp cihad etti.Bir defasında Haçlılara
   esir düştü.Ondört defa hacca gitti.Bütün şiirlerinde Sâdi mahlâsına rastlanmaktadır. 
       Sâdi küçük yaşta yetim kaldı.İlk tahsilini Şirâz'da tamamladıktan sonra,Moğol
   istilâsı üzerine Bağdat'da Nizamiyye Medresesinde tahsilini tamamladı.Sonra
   İslâm ülkelerini gezmeye başladı.Anadolu,Mısır,Suriye,Dehli,Azarbaycan ve
   Belh'e uğradı.Buralarda Şihabettin Sühreverdi başta olmak üzere,birçok İslâm
   âlimiyle görüştü.
        1257'de tekrar Şirâz'a döndü.Bu sırada,devlet başkanları Ebu Bekr,Moğollarla
   sulh yaptı.Memleketi rahata kavuştu.Bu hükümdar tarafından iyi bir kabul gören
   Sâdi,onun adına 1257'de Bostan adlı eserini ve bir yıl sonra aynı şekilde kendisine
   büyük saygı gösteren Veliaht,ikinci Sa'd adına da Gülistan adlı eserini yazdı.
   Bu eserleri sayesinde kısa zamanda şöhreti memleketinin dışına taştı.Birkaç
   sene sonra hâmileri,koruyucuları olan Ebu Bekr bin Sa'd bin Zengi ve oğlu
   ikinci Sa'd vefat etti.Yerine çocuk yaşta bulunan ikinci Sa'd'ın oğlu Muhammed
   geçti.Bu hükümdarla birlikte Salgurlu Hanedanı çöktü.1264'te de Moğol hâkimiyeti
   altına girdi.Bu karışıklık esnasında Sâdi tekrar Şirâz'dan ayrıldı.Mekke'ye gitti.
   Hac yaptı.Ömrünün son yıllarını mezarının yanındaki dergâhda ibadet edip ilim
   öğrenmekle geçirdi.1292'de Şirâz'da vefat etti.Mezarı Şirâz'ın kuzeydoğusunda,
   şimdi kendi adıyla anılan hangahının bulunduğu yerdedir.
       Şâirin manzum ve nesir olan eserleri,ölümünden sonra külliyat halinde 
   bir araya toplanmıştır.

   Eserlerinden önemli olanlardan bazıları;
       Gülistan
       Bostan
       Takrir-i Dibace
       Aklu Aşk
       Nashat-ül Müluk
       Havatin  gibi birçok eserleri vardır.